MOTORLU TAŞITLARIN DÂHİL OLDUĞU TRAFİK KAZALARINDA

MOTORLU TAŞITLARIN DÂHİL OLDUĞU TRAFİK KAZALARINDA

Eskiden zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğunda, sigorta şirketi ile herhangi bir iletişime geçmeden, doğrudan dava açabiliyorduk. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi değiştirilmeden evvel, zarar görene, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde, doğrudan dava açma hakkı tanıyordu. Bu seçimlik bir haktı, zira zarar gören ister sigorta şirketini pas geçip, doğrudan dava açabilirdi, isterse de zararının tazmini için sigorta şirketi ile masaya oturabilirdi.

Özellikle, “Ölümlü ve yaralanmalı kazalar” nedeniyle oluşan zararların tazmini konusunda, sigorta şirketleri ile iletişime geçilmeden, çok fazla dava açılmaya başlanınca, zararı telafi etmekle sorumlu sigorta şirketleri, zararı başvurudan sonra ödeme ihtimalleri varken, bu ihtimal yok sayılarak, zarara ilişkin tazminatın yanında karşı vekalet ücretleri ile yargılama giderlerini de ödemek durumunda kaldılar. Hem uzun yargılamalar sonucu zarar görenin daha çok zarar görmesini engelleyip, uyuşmazlığı kısa sürede sulhen çözümlemek hem de uyuşmazlık yargıya taşınması sonucu meydana gelecek yargılama giderlerinin önüne geçmek için, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi’nde değişikliğe gidildi.
2016 yılında yapılan bu değişiklikle, zarar görene, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce, ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmak ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine verme zorunluluğu getirildi. Bu belgelerin neler olduğunu başka bir yazımızda açıklayacağız. Sigorta şirketleri, başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olursa, bu halde zarar görene, mahkemelerde dava açmak veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurma hakkı tanındı. Yani dikkat edildiyse, değişiklikten sonra, zarar gören artık doğrudan dava açamamakta, öncelikle sigorta şirketine, zararın hesaplanması ile hak sahipliğinin belirlenmesi için gereken belgeler ile başvurup, 15 gün içersinde bir cevap beklemek zorunda kalmaktadır. Eğer, sigorta şirketi, zararın hesaplanması ile hak sahipliğinin belirlenmesi amacıyla, zarar görenden haklı olarak belge talep ederse, bu süre durmakta (kesilmemekte), belge sigorta şirketine ibraz edildikten sonra, kaldığı yerden devam etmektedir.
Sigorta Şirketine Başvurmadan Dava Açarsak?
Eğer sigorta şirketinin, talebinize başvuru tarihinden itibaren 15 iş günü (Trafik Sigortasında 15 gün) bekleme süresi dolmadan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunulursa, başvurunuz size iade edilir. Aslında bu durum, Karayolları Trafik Kanunu 97. maddesindeki değişik öncesinde de böyleydi.
Bu konuda Yargıtay kararını vermeden evvel, yerel mahkemelerde kesin bir görüş hakim değildi.
Sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun, tamamlanabilir dava şartı olup olmadığı henüz tartışmalı idi. Kimi kararlar, kanun koyucunun sigorta şirketine başvuruyu açıkça şart koştuğu, zarar görene seçimlik bir hak vermeyip, onu mükellef kıldığı ve bu, başvuru dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir ön şart olduğu, dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 15/2 maddesi gereği davanın usulden reddini gerektiği yönünde iken, kimileri de dava açıldıktan sonra başvurulmasını davacıdan istemekte, yerine getirildiğinde davaya devam etmekte, aksi halde davayı red etmektedir.
 
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ E. 2017/1752 K. 2019/302 T. 14.2.2019
Dava; trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin bulunmaktadır. 2918 Sayılı Kanun’un, 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunu’nun 5. maddesiyle değişik 97. maddesiyle zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir. Yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir.Olayda, dava tarihi olan 28/12/2016 itibariyle 2918 Sayılı KTK’nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığı sabittir. Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK’nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Mahkemece, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığı kabul edilmiş ise de; davacı vekiline davalı sigorta şirketine eksik olduğu belirtilen bilgi ve belgeleri sunup başvurmak suretiyle bu eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde bu yöndeki dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek davanın esasına girip deliller toplanıp değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmeli, kesin süre içinde başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise bu kez dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir.HMK’nın 115/2. maddesine aykırı şekilde tamamlanabilecek nitelikteki dava şartının tamamlanması için davacıya kesin süre verilmeksizin, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.İlk derece mahkemesince, davalı sigorta şirketine karşı açılan dava yönünden tamamlanabilecek dava şartının yerine getirilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmeksizin karar verilmesi nedeniyle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a/6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın gereği için Mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ E. 2018/3112 K. 2018/1890 T. 28.12.2018
Dava, trafik kazasında yaralanan kişinin kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunu’nun 5. maddesiyle değişik 97. maddesiyle zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir.
Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir.
Olayımızda, dava tarihi olan 10/07/2017 itibariyle 2918 Sayılı KTK’nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı … şirketine yapılan başvurunun eksik evrak nedeniyle karşılanmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK’nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Eksik evrakların süre içerisinde tamamlanabilir nitelikte olup olmadığı tartışılarak tamamlanabilir nitelikte ise mahkemece davacı vekiline yasada öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek davanın esasına girip deliller toplanıp değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmeli, kesin süre içinde başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir.
HMK’nın 115/2. maddesine aykırı şekilde tamamlanabilecek nitelikteki dava şartının tamamlanması için davacıya kesin süre verilmeksizin ön şart yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ E. 2018/2599 K. 2018/1125 ise,”26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanunu’nun 5. maddesiyle değişik 97. maddesiyle zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına dair uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açılabileceği belirtilmiştir. Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup, yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir. Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK’nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklinde görüş bildirmiştir.